Yeni yapılan gelir hesaplamalarından sonra Türkiye, Hollanda ve İsveç gibi ülkeleri geride bırakarak dünyanın 15. büyük ekonomisi durumuna gelmiş.
Bu istatistikler, dış ülkelerden bakıldığında ekonomimizin güvenilirliği, kredi notu ve morali açısından önemli olabilir fakat bunun iç piyasaya yansıyan kısmı hiç de iç açıcı değil.
Ülke ekonomimiz adı konulmamış bir kriz yaşamakta.Döviz 1 ayda yaklaşık % 20 arttı, petrol fiyatları en yüksek seviyeye ulaştı, akaryakıta zam otomatiğe bağlanmış gibi geliyor, elektrik % 15 zamlandı, vergiler zamlandı
Basın da dile getirilmese de halk arasında da kriz olduğu kanısı aşikar.
Tekstil işi yapandan fırıncıya, halı üretimi yapandan bilgisayar malzemesi satan hemen hemen tüm esnafın mali portresi hiç de iç açıcı değil.İmalat yapan esnaf, giderlerin artmasına rağmen elindeki ürünü hak ettiği değere satamamaktan, perakende işi yapan esnaf alım gücü düşüklüğünden ve ellerindeki ürünü satamamaktan şikayetçi.
Kira artışları, vergi yükü, sigorta ve bağkur primleri esnafın sırtında giderek büyüyen kambur.
Halk ise, aldığı maaşın yetmemesinden ve ay sonunu getirememekten şikayetçi.Elinde parası olanlarda piyasanın malum durumundan dolayı harcama yapmaktan çekiniyor.
Maalesef ekonomik göstergelerin kağıt üzerinde iyi olması gerçek piyasaya, üreticiye, tüketiciye kısaca ülke vatandaşına yaramıyor.
Ekonominin büyüklüğünü halka yansımıyor, halk bunun faydalarından yararlanamıyorsa neye yarar?
İç piyasada bunlar yaşanırken, adı konulmamış kriz her yanımızı sarmışken, ekonomimiz dünya 1. si olsa ne olur?
Kağıt üzerinde iyi olan ülke ekonomisinin gerçek piyasada da iyi olması ve bunun etkilerinin herkese yansıması dileklerimle
- - - - - - -