Hatırladığım en eski çizgi film Nils ve Uçan Kaz.Tek televizyonlu dönemin çizgi filmi.İşitme engelliler için haber bülteninin hemen ardından merakla beklenen tek çocuk kuşağı.Nils ve maceralarını kaçırmamak adına dikkatle izlemiş olduğumuz haber bültenine rağmen işitme engellilerle hala iletişim kuramamamız enteresan.80’lerin çocukları mıydık biz yoksa hiç büyümedik mi?

 

      25 liramız vardı yada 50.YTL ile TL arasında kafamız karışık değildi.Üç tekerlekli demirden bisikletlerimiz,muz aromalı CİNO’muz vardı,  dönemin en klas şekeri..Daha ileriki dönemlerde şanslı olanlarımızın evine Commodor 64’ler girdi.Kişiye değil mahallenin tüm çocuklarına zimmetli, dönemin oyun makineleri.

 

Bu dönem tam olarak artık kanal sayılarını artmaya başladığı Susam Sokağı’ndan Minik Kuş’la tanıştığımız zamana tekabül etmekteydi ve bizden mutlusu yoktu.Minik Kuş’un aslında çok da minik olmadığını anlamamız biraz uzun sürmüş olmalı ki, yıllarca hatta bazen günde 2 doz olmak üzere bıkmadan usanmadan izledik. Gazoz kapaklarından oyun oynamayı da bildik gazozunu içmeyi de...

 

Kara tahta aslında kara değildi ve renkli tebeşirler çok kıymetliydi.Digital tahtalarımız yoktu ama tebeşir savaşlarımız vardı.Biraz daha büyüyüp de dönem ödevlerimiz ödev olarak teslim edildiğinde cilt cilt sıra sıra dizilmiş yazıları ancak büyüteç yardımıyla okunabilen ‘Meydan Larousse’le tanıştık.Gazete kuponlarından alınmasına hiç aldırış etmeden güvendik çünkü Google’ımız yoktu.Ama 1 ila 100.000 arası sonuçlarımız da yoktu.En fazla 4 sayfa tek sonuç.Aynen kopya edilebilir cinsten.

 

Msn henüz keşfedilmemişti.’Bana kalbin kadar temiz bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim’ diye başlayan hatıra defterlerimiz vardı ve altına ‘sepet sepet yumurta sakın beni unutma’ diye de bir mani iliştirirdik  renkli olsun diye…

 

23 Nisan, 29 Ekim bizim için tatil değil, şiir okuyabilmek için daha yükseğe kalkan küçük parmakların gururlu bayramlarıydı.Atatürk’ün bile fotoğraflarında daha güzel gülümsediği dönemlerdeydi benim çocukluğum….

 

    Ve artık gözle görülebilir şekilde, gerçek anlamda büyüdüğümde bilgisayarla tanıştık.Artık çocuk değildik Ama çok şeye şahit olmuştu 80’lerin çocukları…

 

    Mutlu çocuklardık biz belki de hiç büyümedik.Hala hepimiz bilgisayarda da olsa oyun oynuyoruz büyük de keyif alarak…

 

Yoksa hala çocuk muyuz?