Uluslararası kamuoyunun ve sosyal medya kullanıcılarının Ortadoğu politikalarına dair en çok araştırdığı konuların başında, Yemen'deki Husi hareketinin Suudi Arabistan’ı neden doğrudan hedef aldığı gelmektedir. Resmi adı Ensarullah olan ve Yemen'in kuzeyinde filizlenen Husi hareketi, Şiiliğin Zeydiyye koluna mensup topluluklardan oluşmaktadır. Sünni İslam'ın ve Vahhabiliğin kalesi konumunda olan, aynı zamanda Yemen'i tarihsel olarak kendi arka bahçesi gibi gören Suudi Arabistan, sınır komşusunda kökten dinci ve militan bir Şii yapılanmanın güçlenmesini doğrudan bir ulusal güvenlik tehdidi olarak algılamıştır. Husiler ise Suudi Arabistan'ı, Yemen'in iç işlerine müdahale etmekle, ülkedeki yoksulluğu derinleştirmekle ve kendi inanç gruplarını baskı altına alan kukla hükümetleri desteklemekle suçlamaktadır. Bu ideolojik, mezhepsel ve tarihsel kırılmalar, iki güç arasında on yıllara yayılan ve diplomatik yollarla çözülemeyen köklü bir düşmanlığın temel yapı taşlarını oluşturmuştur.
Suudi Arabistan Öncülüğündeki Askeri Koalisyon Husi Saldırılarını Nasıl Tetikledi?
Arama motorlarında konuya ilişkin en çok aratılan ve can alıcı askeri dönüm noktası, 2015 yılında Suudi Arabistan liderliğinde kurulan uluslararası askeri koalisyonun Yemen'e müdahale etmesidir. 2014 yılının sonlarında Husilerin Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirerek meşru hükümeti devirmesi üzerine, Suudi Arabistan ve müttefikleri "Kararlılık Fırtınası" adıyla devasa bir askeri operasyon başlatmıştır. Suudi savaş uçaklarının Yemen'deki Husi mevzilerini, altyapı tesislerini ve şehirleri yoğun bir şekilde bombalaması, savaşı geri dönülemez bir boyuta taşımıştır. Husiler, uğradıkları bu ağır bombardımanlara ve abluka altındaki yaşam koşullarına misilleme olarak askeri stratejilerini doğrudan Suudi Arabistan topraklarına kaydırmışlardır. Bu doğrultuda Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad başta olmak üzere, sınır kentlerindeki askeri üslere, sivil havalimanlarına ve en önemlisi küresel ekonomiyi sarsan milli petrol şirketi Aramco tesislerine yönelik kamikaze insansız hava araçları ve balistik füzelerle saldırılar düzenlemeye başlamışlardır.
İran ve Suudi Arabistan Arasındaki Vekalet Savaşında Yemen’in Rolü Nedir?
Sosyal medyadaki jeopolitik analizlerde ve küresel strateji forumlarında en çok tartışılan can alıcı soru, bu çatışmanın arkasındaki küresel ve bölgesel aktörlerin rolüdür. Yemen'deki savaş, aslında tek başına yerel bir çatışma olmaktan çıkıp, Ortadoğu'nun iki büyük gücü olan Şii İran ile Sünni Suudi Arabistan arasındaki "Vekalet Savaşı"nın (Proxy War) en kanlı cephesi haline gelmiştir. Bölgesel nüfuzunu artırmak ve Suudi Arabistan'ı güney sınırından kuşatmak isteyen İran yönetimi, Husilere çok ciddi lojistik, finansal ve askeri destek sağlamaktadır. Husilerin Suudi Arabistan’ın milyarlarca dolarlık hava savunma sistemlerini aşan gelişmiş füzeleri ve dron teknolojilerini büyük oranda İran altyapısı sayesinde elde ettiği tüm askeri raporlarda vurgulanmaktadır. Dolayısıyla Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik gerçekleştirdiği her saldırı, aynı zamanda Tahran ve Riyad arasındaki bölgesel liderlik yarışının, güç gösterilerinin ve küresel enerji hatlarını kontrol etme mücadelesinin bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır.





