Baltalı, yanlış müdahalelerin hayati risk oluşturabileceğini belirterek, “En önemli şey 112 acil ambulansı aramaktır” dedi.
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, kalp krizinin kalbi besleyen damarların ani şekilde tıkanması sonucu meydana geldiğini belirtti.
Damarın tıkanmasıyla kalbin bir bölümüne oksijen gitmediğini ve ilgili bölgenin kasılamadığını ifade eden Baltalı, kalp krizinin erkeklerde ve yaşlılarda daha sık görüldüğünü, kadınlarda ise menopoz sonrası dönemde arttığını söyledi.
Gençlerde sigara riski artırıyor
Son dönemde 45 yaş altındaki kadın ve erkeklerde kalp krizi oranının arttığına dikkat çeken Baltalı, sigara, yüksek kolesterol, tansiyon, şeker hastalığı ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.
Sigaranın kalp krizi riskini 3-4 kat artırdığını vurgulayan Baltalı, ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan kişilerin daha erken yaşlardan itibaren risk faktörlerini kontrol ettirmesi gerektiğini belirtti.
Kalp krizinin bazı durumlarda belirti vermeyebileceğini söyleyen Baltalı, en sık görülen şikâyetlerin göğüs ağrısı ve sol kol ağrısı olduğunu aktardı. Sağ koroner damar tıkanıklıklarında ise karın ağrısı, mide bulantısı ve ciddi ritim bozukluklarının görülebileceğini kaydetti.
Kriz anında ilk müdahale önemli
Kalp krizi geçirdiğinden şüphelenilen kişinin istirahat ettirilmesi ve 112 Acil'in aranması gerektiğini belirten Baltalı, hastanın sırt üstü yatırılması ve hareket ettirilmemesi gerektiğini söyledi.
Uzman olmayan kişilerin müdahalesinin tehlikeli olabileceğine dikkat çeken Baltalı, bilinçsizce yapılan kalp masajının çalışan kalbi durdurabileceğini ifade etti.
Bu nedenle ilk aşamada kişinin nefes alıp almadığının ve nabzının kontrol edilmesi, ardından profesyonel sağlık ekiplerinin beklenmesi gerektiğini belirtti.
Sağlıklı yaşam riski azaltabilir
Baltalı, kalp krizi riskini azaltmak için sigaranın bırakılması, kolesterolün kontrol altında tutulması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizin önemine dikkat çekti.
Zeytinyağı, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin yanı sıra yürüyüş ve yüzme gibi aktivitelerin de koruyucu etki sağlayabileceğini ifade etti.





