ABD konut sektöründeki balonun patlamasıyla başlayan mortgage krizi kısa zamanda kredi piyasalarına hâkim olarak bankacılık krizine dönüştü. Bankacılık krizi de son haftalarda yeni bir boyut kazanarak maalesef finans sektörünün en korktuğu süreç olan güven krizine dönüşmüştür. Durgunluk korkusu ve açıklanan paketlerin yetersiz kalacağı beklentisiyle geçtiğimiz hafta başında piyasalar yeniden sert ve keskin düşüşlere sahne oldu.
Borsası her gün kapatılıp açılan Rusyada, Roman Abramoviç, Oleg Deripaska gibi petrol milyarderlerinin sahip olduğu Rus şirketlerinin değer kaybı 230 milyar dolara ulaştı. Fortisbankın yüzde 99,93ünün Belçika Devleti tarafından kamulaştırıldığı açıklandı. Küresel mali kriz Japonyada da ilk kurbanını aldı. Kriz nedeniyle orta ölçekli sigorta şirketi Yamato Life Insurance iflasını açıkladı. Fortisbankın ardından Hollandanın en büyük bankacılık kuruluşlarından INGnin sahip olduğu değerlerde 3 milyar euroluk azalma yaşandı ve bankanın Amsterdam Borsasındaki hisse senetlerinde de yüzde 25i aşan düşüşler görüldü. Hollanda hükümeti, mali kriz içinde bulunduğu bildirilen ING bankasına 10 milyar avroluk devlet desteği sağlayacağını açıkladı.
Geçen hafta başında dünya borsalarında yaşanan sert düşüşlerden Türkiyede nasibini aldı. Bileşik endeks 12 Temmuz 2007den bu yana ilk kez 26.000 puan seviyelerini gördü. Dolar 1,5 YTL, Euro ise 2 YTL seviyelerine ulaştı. Cari açık rakamlarının açıklanmasıyla da Türkiyede piyasalar küresel krizin etkisini daha net görmeye başladı. TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, krizin diğer gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de etkili olacağını savunmuş, bu amaçla düzenlediği basın toplantısındaHer şey yolunda gibi açıklamalar derhal terk edilmeli, IMF ile bir an önce anlaşma yapılmalı ve AB için yol haritası çizilmelidir. Devir özel sektörü suçlama devri değildir şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Avrupadan Asyaya, Amerikadan Pasifiklere kadar etkisini bütün dünya piyasalarında gösteren küresel mali kriz, ulusal ve uluslararası bankalar ile finans kuruluşlarını bu ateş çemberinin içine almayı başardı. Ulusal bankaları tamamen yabancıların elinde olan Macaristan ve Bulgaristan gibi ülkeler krizle baş edemeyecekleri düşüncesiyle IMFden yardım istedi. İzlanda Başbakanı Geir H. Haarde Bu kadar büyüyen bir bankacılık sistemini kurtarmak için İzlandanın fazlasıyla küçük bir ülke olduğunu anladık dedi.
Krize karşı önlemde yeni bir çözüm olarak gösterilen IMF ise, her türlü yardıma hazır olduğunu belirtti. IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn, ABDde başlayan mali krizin küresel bir krize dönüştüğünü söyledi ve ülkeleri işbirliğine çağırdı. Ayrıca Kahn, IMFnin sorun yaşayan ülkelere acil fon aktaracağını da dünya kamuoyuna duyurdu.
Dünyaca ünlü iktisatçılardan Stiglitz ve Berry Ritzhold, krizin ABD taraflı bir kıvılcım olduğunu vurgulamış; Stiglitz, Bu krizin düzenlemelerin yetersiz olmasından kaynaklandığını, uygun düzenlemeler yapılmadan ve bunlar hayata geçirilmeden bir başka krizin eşiğinde olduğumuzu vurgulamıştır. Kriz tartışmalarına farklı bir bakış açısı getiren Analist Berry Ritzhold ise, ABDnin son 30 yılda finansal piyasa düzenlemesinde, regülasyon ile serbestleşme arasında aşırı uçlarda yer aldığını, bunun da krize götüren rasyonellikten uzak aşırılıklara ortam yarattığını iddia etmiştir.
ABDde finans sektörüne yönelik ciddi bir güven bunalımı var. İnsanlar güvenli bulduğu hazine tahvillerine yöneliyor. Güven bunalımı ve paniğin bir an önce aşılması gerekiyor ve bu kapsamda esas görev merkez bankaları ve ülke yönetimlerine düşüyor. Geçtiğimiz hafta Merkez Bankalarının sıkışmış sisteme likidite pompalaması piyasaları biraz rahatlattı. Fakat daha bunun arkası var. Önümüzü görmemiz için biraz daha zaman geçmesi gerekiyor.
Küresel Piyasalarda yaşanan bu mali kriz karşısında ülkeler nasıl önlemler alıyor, isterseniz bir de ona bakalım;
ABD: Hazine sorun yaşayan bankalardan hisse alacak.
İtalya: Bankacılık sektörüne 20 milyar eurodan fazla kaynak sağlayacak.
Fransa: Zordaki bankalara 320 milyar euroya kadar garanti verecek, bu bankaların sermaye artırımı için 40 milyar euro ayıracak.
İngiltere: 37 milyar sterlinlik plan ile ülkenin en büyük dört bankası Royal Bank of Scotland, Lloyds, HBOS ve Barclays destekleyecek.
Almanya: Bankalara 400 milyar euroya kadar devlet garantisi verecek.
Çin: Devlete ait servet fonu piyasaları desteklemek için bir kez daha hisse alımına gidecek.
Endonezya: Devlet garantisini 2 milyar rupiye çıkardı.
Hindistan: Nakit rezervi gerekliliğini 1,5 puan düşürdü.
Güney Kore: Finans dışı şirketlerin banka yatırımları için limitini artıracak.
Portekiz: Bankaların likidite pozisyonunu korumak için 20 milyar euro aktaracak.
Norveç: Ticari bankalar için 57 milyar dolar likidite sağlayacak.
Katar: Zor durumdaki bankalardan hisse senedi alımı yapmak için 5,3 milyar dolarlık fon ayırdı.
Görüldüğü üzere küresel mali kriz bütün ülke ekonomilerini derinden etkiledi. Ülkelerin gelecek dönem ekonomi politikalarını ve beklentilerini alt üst etti. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın diğer kıta ülkeleri de ABD Merkez Bankası FEDin uygulamasını örnek aldı ve piyasalara likidite aşılama yöntemini uygulamaya koydu. Ardından FEDle birlikte birçok ülkenin merkez bankaları faiz indirimi silahını da kullandı. Alınan bu önlemlerin yanında Resesyon beklentisini ortadan kaldırmak için yapılması gereken bazı yapısal önlemler de gözden kaçırılmamalıdır. Öncelikle her ülkenin mevduat sigorta programları mudilere ve onların paralarına güvence verebilecek biçimde güçlü tutulmalıdır. İkinci olarak Mortgagelar ve diğer ipotekli varlıkların gelişimi ikincil piyasaların yeniden işlemesi için öncelikli bir hedef olarak seçilmelidir.
Türk ekonomisi açısından ileriye bakacak olursak; reel faiz oranları tarihsel olarak en düşük seviyelerde seyrediyor. Bankaların kredi verme imkânları iyice zorlaştı. Yabancı sermayeli bankalardan gizli de olsa ciddi çıkışlar yaşanıyor. Kamu bankaların olan talep hızla artıyor. Türkiyede tüketiciler ve işletmeler likidite ve kredi krizi ile karşı karşıyalar. Gelişmiş ekonomileri uçurumun kenarına getiren küresel kriz Türkiyede en fazla reel sektörü endişelendiriyor. Birçok şirket yatırımını durdurdu, küçülme yolunu seçiyor.