Isparta’nın önemli tarihî yapılarından Kutlubey Ulu Camii’nin kısa sayılabilecek bir süre içinde iki kez ibadete kapatılarak restorasyona alınması, kamuoyunda “İlk çalışma neden yeterli olmadı?” ve “Kamu kaynağı israf mı edildi?” sorularını gündeme getirdi.

Caminin bulunduğu alanda ilk yapının 1429 yılında var olduğu biliniyor. Zamanla eskiyen ve çürüyen yapı, Sultan II. Abdülhamid’in emriyle 1899 yılında tamamen yıktırılarak yeniden inşa edilmeye başlandı. Yapımı 1904 yılında tamamlanan cami, 1914 yılındaki büyük depremde yıkıldı. Günümüzde kullanılan yapı ise 1922 yılında inşa edildi.

İlk Restorasyon 2014’te Başladı

Kutlubey Ulu Camii’ndeki ilk restorasyon çalışması 9 Ağustos 2014 tarihinde başlatıldı. Yaklaşık bir yıl süren çalışmalar, Ekim 2015’te tamamlandı ve cami yeniden ibadete açıldı.

Bu dönemde gerçekleştirilen çalışmalarda ağırlıklı olarak genel bakım, çatı ve cephe yenilemeleri, su sızıntılarının giderilmesi, yüzey bakımları ve kısmi yapısal onarımlar üzerinde duruldu.

İlk müdahalenin, yapının o dönemde gözle görülebilen ve acil çözüm bekleyen sorunlarını gidermeye yönelik sınırlı kapsamlı bir çalışma olduğu belirtildi.

İkinci Restorasyon Daha Kapsamlı Yapıldı

Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ikinci restorasyon çalışması ise Nisan 2023’te başladı. Yaklaşık üç yıl süren çalışmaların ardından cami, Mart 2026’da Ramazan Bayramı dolayısıyla yeniden ibadete açıldı.

İkinci restorasyon kapsamında yapının deprem ve zemin etkilerine karşı dayanıklılığını artıracak güçlendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Köfke taşı beden duvarları, cephe unsurları ve özgün mimari ayrıntılar elden geçirildi.

Çatı ve kubbelerde yalıtım, kiremit ve Horasan harcı kullanılarak yenileme yapıldı. İç mekândaki ahşap unsurlar, kalem işleri ve süslemeler de özgün yapıya uygun biçimde temizlenerek restore edildi.

İki Çalışma Arasında Önemli Fark Bulunuyor

2014-2015 dönemindeki çalışmayla 2023-2026 dönemindeki restorasyonun kapsam bakımından birbirinden farklı olduğu ifade edildi.

İlk çalışmanın daha çok dönemsel yıpranmalara, çatı sızıntılarına, yüzey bozulmalarına ve kısmi onarımlara odaklandığı, ikinci restorasyonda ise yapının statik güvenliği, deprem dayanıklılığı, taşıyıcı sistemi ve zemin koşullarının kapsamlı biçimde ele alındığı belirtildi.

Tarihî yapının köfke taşı duvarlarında, taşıyıcı bölümlerinde ve üst örtü sisteminde zaman içerisinde ortaya çıkan risklerin, yüzeysel müdahalelerle giderilemeyeceğinin anlaşılması üzerine ikinci ve daha kapsamlı bir restorasyona ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.

İlk Yapılan Çalışma Boşa mı Gitti?

Caminin kısa süre içerisinde yeniden restorasyona alınması, “İlk yapılan çalışma boşa mı gitti?” sorusunu beraberinde getirdi.

Ancak ilk çalışmanın tamamen işlevsiz olduğunun söylenemeyeceği, o dönemde yapılan bakım ve onarımların caminin bir süre daha kullanılmasını sağladığı ifade edildi.

Buna karşın ilk restorasyonun, yapının tüm statik ve taşıyıcı sorunlarını kalıcı olarak çözecek kapsamda yapılmaması nedeniyle ilerleyen yıllarda daha büyük ve maliyetli bir çalışmanın zorunlu hâle geldiği belirtildi.

Gizli Sorunlar Zamanla Ortaya Çıktı

Tarihî yığma yapılarda zemin oturmaları, taşıyıcı sistem içindeki çatlaklar ve malzeme yorgunluğu gibi sorunların zaman içerisinde daha belirgin hâle gelebildiği bildirildi.

2014 yılındaki bakım ve kısmi onarımların, yapının derinlerinde bulunan bazı riskleri tamamen ortadan kaldıramamış olabileceği, gelişen mühendislik incelemeleri ve artan deprem farkındalığıyla birlikte caminin daha kapsamlı biçimde güçlendirilmesi gerektiğinin anlaşıldığı kaydedildi.

Kuvvetli Yağış Isparta’yı Vurabilir
Kuvvetli Yağış Isparta’yı Vurabilir
İçeriği Görüntüle

Restorasyon sürecinin uzaması ve yaşanan aksaklıkların ise planlama, uygulama ve denetim açısından kamuoyunda tartışılmaya devam ettiği belirtildi.

Muhabir: Necati Üretme