Uzun yıllardır Avustralya'nın Sidney kentinde yaşamını sürdüren ve buradaki edebi üretimine de devam eden sanatçının vefatı, kültür-sanat dünyasında derin bir üzüntü yarattı. Özellikle sinemada hayat verdiği "kötü adam" rolleriyle ve edebiyata kazandırdığı güçlü eserlerle tanınan Ziyalan'ın vefat haberi, Sidney'de yayınlanan Kaktüs Dergisi tarafından kamuoyuna duyuruldu. Sanatçının ölüm nedeni hakkında resmi bir açıklama yapılmazken, ilerleyen yaşına bağlı sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirdiği tahmin ediliyor.

Türk Sinemasının ve Edebiyatının Nevi Şahsına Münhasır İsmi Nihat Ziyalan Kimdir ve Sanat Hayatına Nasıl Başlamıştır?

Nihat Ziyalan, yalnızca bir sinema oyuncusu değil, aynı zamanda Türk edebiyatına kalıcı izler bırakmış çok yönlü bir şair ve yazardır. Sanat yolculuğuna ilk olarak tiyatro sahnelerinde adım atan Ziyalan, askerlik görevini tamamladıktan sonra Adana Şehir Tiyatrosu bünyesine katılarak oyunculuk kariyerini profesyonel bir zemine taşımıştır. Bu tiyatronun kapanmasının ardından rotasını başkente çevirmiş ve dönemin en prestijli sanat odaklarından biri olan Ankara Sanat Tiyatrosu'nda (AST) sahne almaya başlamıştır. Oyunculuk yeteneğinin yanı sıra kaleminin gücüyle de dikkat çeken usta sanatçı, edebiyat dünyasına ilk büyük selamını 1963 yılında yayımlanan “Asık Yüzlünün Biri” isimli ilk şiir kitabıyla vermiştir. Adana'da geçen çocukluk yılları, onun sanatsal kimliğinin mayasını oluşturmuş ve Çukurova'nın bereketli topraklarından aldığı ilhamı hayatı boyunca hem yazılarına hem de oyunculuğuna aktarmayı başarmıştır. Sanatçının Çukurova kültürünün tanıtımına ve Türk sanayisine sağladığı bu muazzam katkılar, 2009 yılında kendisine takdim edilen prestijli Çukurova Ödülü ile taçlandırılmıştır.

Uzak Şehir Emmy Adayı mı Oldu? Uzak Şehir Hangi Kategoride Yarışacak ve Emmy Rakipleri Kimler?
Uzak Şehir Emmy Adayı mı Oldu? Uzak Şehir Hangi Kategoride Yarışacak ve Emmy Rakipleri Kimler?
İçeriği Görüntüle

Yılmaz Güney ile Yolları Nasıl Kesişti ve Yeşilçam'da Hangi Unutulmaz Filmlerde Rol Aldı?

Nihat Ziyalan'ın sinema kariyerinin başlaması ve parlaması, Türk sinemasının efsanevi ismi "Çirkin Kral" lakaplı Yılmaz Güney ile olan sarsılmaz dostluğuna dayanmaktadır. Adana'dan çocukluk arkadaşı olan Yılmaz Güney, 1966 yılında Nihat Ziyalan'ı İstanbul'a, sinemanın kalbinin attığı Yeşilçam'a davet etmiştir. Bu davet usta sanatçının hayatında yepyeni bir dönemin kapısını aramıştır. Ziyalan'ın beyazperdedeki ilk deneyimi, Yılmaz Güney'in Mualla Özbek için kameralar ardına geçtiği ve sinema tarihinde özel bir yere sahip olan “At Hırsızı Banuş” filmiyle gerçekleşmiştir. Bu adımdan sonra sinemada aranan bir yüz haline gelen sanatçı, karakteristik yüz hatları ve güçlü oyunculuk aurası sayesinde yapımcıların ve yönetmenlerin gözdesi olmuştur. Türk sinemasında genellikle ana kahramanın karşısında duran, hikayeye gerilim ve derinlik katan "kötü adam" rollerini üstlenmiş ve bu karakterleri karikatürize etmekten uzak, büyük bir başarıyla canlandırmıştır. Aktif sinema kariyerinin son döneminde ise Türk sinemasının sultanı Türkan Şoray'ın hem yönetmen koltuğunda oturduğu hem de başrolünü üstlendiği, dramatik yapısıyla dikkat çeken “Azap” filminde kamera karşısına geçerek oyunculuk kariyerine görkemli bir nokta koymuştur.

Uzun Yıllar Yaşadığı Avustralya Dönemi Nasıl Geçti ve Sanatçının Ölümünün Ardındaki Detaylar Nelerdir?

Yeşilçam'daki yoğun sinema mesaisinin ve Türkiye'deki edebi çalışmalarının ardından Nihat Ziyalan, hayatının çok büyük bir bölümünü geçireceği Avustralya'nın Sidney kentine göç etmiştir. Türkiye'den ve sinema spotlarından uzaklaşmış olsa da sanattan, şiirden ve yazmaktan hiçbir zaman kopmamıştır. Sidney'de yaşadığı süre boyunca gurbette Türk dilinin ve kültürünün bir neferi olmuş, oradaki Türk toplumuyla bağlarını koparmayarak edebi üretimini sürdürmüştür. Nitekim usta sanatçının vefat haberi de uzun yıllardır bağının bulunduğu, Sidney'de Türkçe yayın yapan Kaktüs Dergisi aracılığıyla dünyaya duyurulmuştur. Hayata gözlerini yumduğunda 90 yaşında olan Nihat Ziyalan'ın ölümünün ardından hayranları ve sanat dünyası derin bir yasa boğulmuştur. Dergi ve yakın çevresi tarafından vefatı doğrulanmış olsa da, usta oyuncunun tam olarak hangi hastalık veya tıbbi gerekçeyle yaşamını yitirdiğine dair resmi bir detay basınla paylaşılmamıştır. 90 yıllık asırlık çınar, geride bıraktığı onlarca siyah-beyaz film karesi, etkileyici şiir dizeleri ve sinema tarihindeki unutulmaz dostluklarıyla hem Türkiye'de hem de Avustralya'da her zaman saygıyla anılacak bir miras bırakmıştır.

Muhabir: Tugba SEREL