Isparta Rumları ise varlıklı olmaları, şehirde ticaret ile sanat alanında huzurlu bir yaşam sürmeleri nedeniyle Kurtuluş Savaşı olaylarına pek katılmadılar. Ancak çıkarılan göç yasası Isparta’yı da kapsamaktaydı.

13 Mayıs 1921 GÜNÜYDÜ. “Gülün kokulu toprağında hüzün, taşın bağrında vefa… Isparta Rumlarının tümden şehri terk etmeleri zamanı gelmiştir.
13 Mayıs ile 2 Ekim 1921 tarihleri arasında bütünüyle Rumlar Antalya limanından ve Konya istikametine doğru Sancak Isparta’sını terk edeceklerdir.
Mutasarrıf Vali Faik Bey’in Isparta’ya gelişinin hemen ardından, evvelce verilmiş emir gereğince, 16 yaşından yukarı ve 65 yaşından aşağı olan, askerlik hizmetlerinde çalışabilecek durumdaki Isparta Rumlarının tamamının Antalya ve Konya’ya tehciri (sürgünü) için çalışmalar başlatılır.
Mutasarrıf Isparta Valisi Faik Bey, Belediye Başkanı Süldürzade, Isparta Vekili, 1. TBMM Meclis Açılış Kurucu Üyesi, Hukukçu, Nadir Süldür Efendi, Mevlevi Dedesi Ali Dede (Aksu) Efendi, Hayırlar babası Kaçkın zade Hacı Ahmet, Evkaf memuru Edirneli Hüseyin Salih ve Müftü Şakir efendilerin ortaklaşa bir fon oluştururlar. Isparta’dan gitmeleri istenen Rumlarla daha önce Denizli, Aydın bölgelerinden gelen Rum aileleri için yol iaşesi için harcama yapılacaktır.
13 Mayıs sabahı göçe tabi tutulacak Rumlar İplikçi cami bölgesinde toplanırlar. 1921 Isparta’sında zaman yalnızca saatlerle değil; dökülen gözyaşlarıyla, sımsıkı tutulan komşu elleriyle ölçülüyordu. Bir yanda cepheye gidenlerin ardında kalan yollar, diğer yanda asırlık dostlukların zorunlu vedası… Müslüman Ispartalılar yıllarca bir ve beraber oldukları komşularını uğurluyorlar.

Rumların giderken sattıkları eşyaların hemen hepsini Müslümanlar, değerinden daha yüksek fiyatlarla satın almışlardı. Böylece eski dostluklarına vefa gösteren Müslümanlara, Rumlar müteşekkir, minnettar kalmışlardı. Bazı Rumlar ise eşyalarını Müslüman dostlarına bırakarak gitmişlerdi.
Dr. Vali Faik Bey’in şehre veda ettiği o sabah, Isparta Postanesi’nin taş duvarları yalnızca mektupları değil, bütün bir şehrin ortak acısını ve bitmeyen vefasını yankılamaktaydı. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmış, Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’ ün önderliğinde yeni Türk devletine doğru siyasi ve askerî adımlar, cefakâr milletimizin desteğiyle kararlılıkla atılmaktaydı.

Gittikleri yerlerden hâlâ Isparta’ daki Müslüman dostlarıyla mektuplaşmaya devam eden Rumların para, çeşitli ihtiyaçları yine bu dostları tarafından karşılanmaktaydı.
Mutasarrıf Faik Bey, ardından göreve gelen Mutasarrıf Dr. Refet Bey döneminde — sürgünden kaçıp geri dönen, rüşvet vererek evlerde saklanan Rumları da bir bir bulunur, Isparta meydanına getirilir.— tekrar yakalatarak Konya’ya sürmüş, böylece halkın güvenini sağlamıştı.
Henüz yurt düşmandan temizlenmemişti. Afyon işgal altındaydı. Isparta Halkı, Yunan ordusu Afyon ve Dinar istikametinden gelirse; yerli Rumların tıpkı Aydın ve Ege de olduğu gibi işgalci Yunanlılarla iş birliği yapacağından endişe ediyordu.
1921 Baharında Isparta Rum komşularını 13 Mayıs günü gözyaşlarıyla uğurladılar. Yasa gereği Isparta Rumları öğleye doğru Antalya’ya, Konya'ya ya uğurlanırlar. Tehcir (Sürgün) edilmiş, Isparta Rumlarının evlerinde sadece çocuklarla çok yaşlı ihtiyarlar, hasta ve engelliler kalmıştı. Kimsesiz çocuklar hayırsever Ispartalı Müslümanların konaklarına verilir. Yaşlı ve engelli Rumlar ise yıllarca hatta en son 1963’ e kadar Isparta hayırseverlerince yardım edilirler.
adaleti koruyan devlet adamları, güvenliği sağlayan halk ve dostluğa sadık kalan Ispartalılar karşısında, bugün Yunanistan’da yaşayan Rum torunlarının bir teşekkür borcu yok mu? O gün İplikçi Cami meydanında olan her bir kişi, aslında bu toprakların ortak ve hüzünlü hikâyesinin birer parçasıydılar.
Milletvekili, Hukukçu Nadir Süldür Efendi ve Ali Dede Efendi, savaşın en sert anında bile adalet terazisini elden bırakmamışlar. Araştırma: Bayram AYGÜN:2026-Isparta







