Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı belli ki, Deniz Feneri yolsuzluğu bir hayli bunaltmış ve köşeye sıkıştırmış. O yüzden toplumun bu konuda AKP’ye yönelttiği okların yönünü değiştirmek için yine bildiğimiz yönlendirme oyunlarına başladı.
Deniz Feneri yolsuzluğuna AKP’liler saplanıp kaldığı halde, kendisi öyle bir konuşuyor ki, sanki bu yolsuzluğu başkaları yapmış…
Deniz Feneri yolsuzluğu ortaya çıktığı günlerde, bu yolsuzluk hakkında kamuoyunu bilgilendiren medyayı ve medya patronlarını tehdit eden kendisi değilmiş gibi, şimdi duygulu nutuklar atıyor.
Recep Tayyip Erdoğan, bu yolsuzluk iddialarında adı geçen kişilere hiçbir yaptırım göstermeyerek aslında neyin ne olduğunu ispatlamıştır.
Deniz Feneri yolsuzluğu ile ilgili Türkiye’de hiçbir hukuki girişim olmadığı gibi, Almanya’nın bu yolsuzluğu Türkiye’de soruşturmasına da izin verilmemiştir. Adalet Bakanı Sadullah Ergin “Talebin uygun bulunmadığına ilişkin yazı, Alman makamlarına iletilmiştir” şeklindeki açıklamaları ile Deniz Feneri yolsuzluğuna AKP iktidarının sahip çıktığını itiraf etmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan’ın Deniz Feneri yolsuzluğu ile ilgili isim vermeden yapmış olduğu “İnsanların adeta yüreklerinden koparıp verdikleri yardımların amacı dışında kullanılması hukuken, ahlaken, vicdanen kabul edilemez. Gerek kamu kaynaklarının kullanımında, gerek yardım kaynaklarının kullanılmasında suistimale gitmek, yolsuzluğa kapı açmak çok büyük bir cinayettir. En önemlisi de insanların güvenini sarsmak, iyi niyetlerini suistimal etmektir ki, bunun telafisi uzun zamanlar alabilir. Kimi zaman görülen olumsuz örneklerin nasıl sarsıcı bir etki yaptığını, gönüllüğünün, fedakârlığın zedelenmesine neden olduğunu görüyoruz. Kendi bir parça ekmeğini, bir lokmasını insanlar kimi zaman muhtaçlarla paylaşmak için veriyorlar. O bir emanettir, namus kadar, şeref kadar kutsal ve mübarek bir emanettir. O emanete el uzatanın, Anadolu deyimiyle, ‘Yatacak yeri yoktur’” açıklamalarının muhatabı kimdir acaba?
Deniz Feneri Yolsuzluğunun üzerini örtmeye çalışan AKP’nin yatacak yeri var mıdır?
İnsanların dini duygularını sömürerek onları dolandıran kişilerin hep AKP’li olması bir tesadüf müdür?
Bu süslü nutukları atan Recep Tayyip Erdoğan, bu olayın üstünü kapatma girişimlerinden başka ne yapmıştır?
Deniz Feneri e.V davasının asli faili olarak Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ı sahiplenmekten başka AKP’nin bir duruşu olmuş mudur?
Bu sebeplerden dolayı acaba Recep Tayyip Erdoğan’ın yatacak yeri var mıdır?
Yüce Divan’dan sonra yatacak yeri vardır ama Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceklerdir?
Bu soruların cevabı asla AKP’den gelmez. Bu soruları toplum kendi kendine sorup yaşananlardan cevabını çıkarmalıdır.
Deniz Feneri kimin cebini doldurmuş, hangi ailelerin yuvasını söndürmüş bunun sorgulamasını vicdanında yapmalıdır.
Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda isim dahi vermeden iki nutuk attı diye kendisini ve iktidarını aklamış saymamalıdır.
Deniz Feneri Yolsuzluğu AKP’nin merkezine düşmüş lekedir. Bu lekeyi hiç bir şey temizleyemez.