İşte kaynaklarıyla birlikte Manav'ın yazısı:

"Kültürüyle, coğrafyasıyla özel bir yere sahip olan Ispartamız, bundan 819 sene öncesi kesin olarak Türkleşmiştir. Milâdi olarak 1204 yılında bugünkü şehir merkezi, Isparta Kalesi, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında fethedilmiştir.

Ispartamız, sağ olsun ilgililerimiz sayesinde, ilk kez Türkleşmesini hatırlayan bir şehir olamadı maalesef.

Mustafa Dokur Galerici Esnafıyla Kahvaltıda Buluştu Mustafa Dokur Galerici Esnafıyla Kahvaltıda Buluştu

Her yıl olduğu gibi, Aralık ayında ve muhtelif zamanlarda Isparta Kalesi’nin alındığı o kutlu günü hatırlatmaya devam edeceğim.

Ülkemizde çok sayıda şehirlerimiz Anadolu Selçukluları zamanında, Doğu Roma’dan alınan toprakları “Fetih Şenlikleri” “Sempozyum” gibi etkinliklerle hatırladılar, hatırlattılar, tebrik mesajları, ikramlar gibi gündem oluşturdular.

Buna örnekler:

Kars bu yıl ilk kez şehrinin Türkleşmesinin 959. Yılını kutlamıştır. Antalya, Alanya, Kütahya, Sinop, İznik, Bursa, Bilecik, Denizli, Konya gibi örnekleri çoğaltabiliriz.

Bir şehrin ilk kez Türkleşmesi, biz Türklerin eline geçmesi ve yurt tutulması, ilk kez Dede Korkut hikayelerinin anlatılması, ezanların yükselmesi, bozkır kültürüyle tanışması bu şehir yöneticilerinin olduğu kadar benim için de son derece önemlidir.

Isparta’nın fethi tarih metodolojisine göre ihtilafsız ve nettir. Metod olarak 1281 yılında Selçuklu saray tarihçisi İbni Bibi, El Evamirü'l Alaiyye isimli eserinde, Isparta Kalesi’nin, 3.Kılıçarslan zamanında alındığını yazmaktadır. 3.Kılıçarslan 8 aylık saltanatlık yapmıştır.1204 Temmuz ayı ile 1205 Şubat ayı içinde sultanlık yapar.

3.Kılıçarslan’dan sonra tahtı ikinci kez ele geçirmek için harekete geçen Gıyaseddin Keyhüsrev 1205 yılı Ocak ayında Konya’yı kuşatır. Selçuklu tarihçilerinin Isparta’yı fetheden askerlerle Konya’yı kuşatmaya gitti ve Uluborlu’da askeri gücünü oluşturması Isparta’nın fethinin ARALIK 1204 yılında gerçekleştiğini göstermektedir.

Yani içinde bulunduğumuz bu günler Isparta’nın fethinin 819. yıl dönümüdür.

Bu anlamda, acısını halen taze hissettiğimiz Harkurk’ta ve muhtelif bölgelerdeki şehitlerimize, Isparta’nın fethinde can veren aziz şehitlerimize, Allah’tah rahmet diliyor, minnetle yâd ediyoruz.

Bu anlatımdaki amacımız şikayet, serzeniş değildir. Tarihiyle Isparta’yı buluşturmak ve özellikle gençlerimizin, öğrencilerimizin Isparta’yı tanımaları için bu tarihi bilgilere sahip olmalarının öneminidir. Şehrimizin tarihi konusunda maalesef yetersiz kalıyor ve bunu gelecek nesillere aktaramıyoruz.

Isparta sadece kabune pilavından ibâret değildir. Sadece gül, halı da değildir. Isparta tarihine sahip bir kültürü olan şehirdir. Kalesi olan, Yörük aşiretlerini barındıran, öz Türk köylerinden oluşmuş, dağlarında medeniyetlere ev sahipliği yapmış, Evlenkene’de eski Baris’i bağrında saklayan, yerlisiyle yabancısıyla kendi başına kültür oluşturmuş şehirdir.

Bir gün bu şehirde bu günleri, kitap ve kitap etkinliklerine düşmanlık edenlere inat, Isparta tarihini ve kültürünü tanıtacağımız zamanlar da olacak, maalesef bunun için biraz daha beklemek zorundayız.

Bu tarz fetih, Türkleşme gibi yıl dönümlerinde, hele ki şehitlerimizin verildiği önemli olayları konser, eğlence, Türk kültürüyle bağdaşmayan etkinliklerle kutlanması da ayrı bir trajedi.

Aziz şehitlerimizi ve bu tarz günleri yâd etmek, hatırlamak ve nesillere öğretmek de son derece önemlidir.

Kaynak: İbni Bibi, El Evamirü'l Alaiyye 3.Kılıçarslan bahsi.

Bekir MANAV 30.12.2023

Not: Yazıdaki öz konumuz Isparta’nın 1204 yılında kesin olarak legâlleşmiş, egemenliğin Türklere geçtiği, Anadolu Selçuklu Devletine katıldığı fetihdir. Daha öncesi Türklerin öbeklerle Anadolu’ya girdiği ya da Ön Türkler, milad öncesi Türk izleri değildir."

Haber Merkezi