Bundan iki yıl önce Ispartada park yeri bulamayacaksın deseler inanmazdım. Ispartadaki araç sayısı da gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Aslına bakarsanız sevgili okurlar trafiği bu hale getirenler büyük ölçüde bizler olduk.
Ispartada genellikle gideceğimiz bir yerden bir yere yürümek en fazla on dakika olmasına rağmen ve otoparklar neredeyse bomboş durmasına rağmen; gideceğimiz yerin önüne kadar arabayla gitme alışkanlığımızdan bir türlü kurtulamadık. Bakkala ekmek almaya bile arabayla gidenlerimiz var. Bütün bu alışkanlıklarımıza birde düğün ve asker konvoyları da eklenince önceleri arabanın nadiren geçtiği yollarda bile trafik tıkanmaları yaşanmaya başladı.
Geçtiğimiz yıla kadar Ispartada otoparkçılık yok denecek kadar azdı. Çarşı içerisinde anayollarda yol kenarlarına koymak, milli eğitime bağlı bir çok okulun bahçesine, okul zamanları hariç, araç koymak ücretsizdi. Yıllardır maalesef otopark kavramından uzak yaşamışız. Şimdi ise trafiğin düzene girmesi açısından yapılan otoparklara cüzi bir miktar para vermek insanlara zor geliyor ve herkes arabasını koyabileceği bedava bir yer arıyor. Çift sıra park edenler, tali yolların yada garaj giriş/çıkışlarının önlerine park edenler yada park halindeki diğer arabaların çıkamayacağı şekilde uygunsuz park edenler, Ispartada trafiğin gün geçtikçe zorlaşmasına yol açıyor.
Ispartalılar olarak artık otoparklara araç koymaya alışmamızın gerektiğini düşünüyorum.
Düğün ve asker konvoyu olaylarını abarttığımızı düşünüyorum. Şehir içinden 20-30 arabalık düğün konvoyunun geçmesi, çoğu zaman, trafiğin felç olmasına neden oluyor. Bazı konvoylarda bazı sürücüler var ki; kendilerini uluslar arası rallide zannediyorlar. Kazaların bir kısmı da zaten konvoylarda meydana geliyor. İnsan ister istemez, bu insanların benzini bedavaya aldıklarını veya kimin arabasının iyi olduğunu denediklerini falan düşünüyor. Şöyle ki o anda hastaneye yetişmek zorunda olan hastalar veya önemli bir işi olanlar yolda olabilir. Düğün sahipleri ve asker yakınları olarak kendinizi yoldaki vatandaşların yerine koyun lütfen. Bunların yanında maddi açıdan sıkıntılı olan fakat tanıdıklarını kırmamak adına konvoya katılmaya mecburmuş gibi hissedip de konvoyda yerini alanlarda oluyor. Konvoyların gezerkenki çıkardıkları sesler de; mahallede yada sokakta insanların rahatsız olmasına yol açıyor.
Konvoylar eğer adet yerini bulsun düşüncesiyle yapılıyorsa çevre yollarında veya trafiğin çok fazla olmadığı yollarda mümkün olduğunca az araçla yapılmalı.
Trafikteki bir diğer problem ise ehliyet kurslarının peynir ekmek satar gibi ehliyet vermesi. Trafikte araba kullanmayı bilmeyen bir çok sürücü var. Sinyal vermekten üşenen veya vermesi gerektiğini bilmeyenlerde ister istemez birer trafik canavarına dönüşüyorlar.
Trafikte araç kullanmak bir oyun değildir. Kendi canımızı düşünmüyorsak karşıdaki masum insanlara zarar verebileceğimizi düşünmeliyiz.