1867 yılında Mutasarrıf Vali Şevket Bey’in vefatıyla Isparta Valiliğine atanan Rumeli Beylerbeyi rütbeli Arap Mehmet Nurettin Paşa, Isparta’nın idari yapısını baştan aşağı yenileyecek akılcı ve kalıcı adımlar atar. Bu durumdan hoşlanmayanlar da yok değildir.
Sancak Isparta’sında göreve gelir gelmez Jandarma Taburu' nu kurarak güvenlik teşkilatını nizami askeri düzene sokar. Paşa; Muhasebe, Tahrirat, Evkaf, Arazi müdürlüklerini faaliyete geçirir. Kilit noktalara İstanbul’dan tecrübeli bürokratlar tayin ettirir.
Ancak Isparta şehrinin kafasına kazınan esas gelişme, yeni hükümet konağındaki memur odalarına ilk kez masa, sandalye, koltuk konulmasıyla başlayan zihniyet tartışması oldur.

Minder ve sedirden masa ile sandalyeye geçiş sürecinde, Isparta’da Mevlevî Cemaati hariç ondan fazla cemaat, tarikatın eleştirilerine, hatta öfkeli göndermelerine muhatap olunur.
Devlet dairelerine (Valilik başta olmak üzere) giren bu yeni mobilyalar, Isparta'da gelenek ile modernleşme arasında sert bir eleştirileri ateşler. Meclis-i İdare üyesi Yılanlı Zade Abdullah Bey ve cemaat çevresi bu adımı "Frenk batı usulü" dine aykırı bularak, masa üzerinde alınan kararların halk nezdindeki meşruiyetini (yasalara uygunluk, kamu vicdanı )sorgulanmasına yol açarlar. Isparta Belediye Reisi, zahire (Buğdaygiller) Başağa’ sı Başdeğirmen Eyüp Efendi ile Ticaret Meclisi’nden Bakkal Zade Hacı İbrahim Efendi gibi tüccarlar; evrakların torbalardan çıkarılıp masalarda düzenli okunması ve lonca defterlerinin tutulabilmesi için bu düzenin şart olduğunu savunurlar ki bu durumdan oldukça tarikat ehli olanlar rahatsız olurlar.
Isparta Temyiz Meclisi üyesi (1861’de: Meclis-i Tetkikat-ı Şer‘ iye, (İslâmî) mahkemenin verdiği kararları temyiz incelemesine (Yeniden) tabi tutmuştur.
Hacı Pirizade Hacı Salih Efendi ise arabulucu bir tavırla, halkın güvenini sağlamak için Ispartadaki ulemanın —medreselerdeki İslam âlimlerin— makamına sadık kalınmasını vurgulamıştır. Vilayet makamı başta olmak üzere diğer devlet bürolarındaki çalışma ofislerinde bulunan klasik minder, sedir ve yerden oturma düzeninin değiştirilmesini ise kesinlikle kabul etmediklerini Cuma hutbelerinde bile dillendirirler.

Isparta’da Masa ve Minderin Barışması yoluna gidilir. Haftalarca süren tartışmalar, ulemanın sedir, minder ısrarı ile modernleşme yanlılarının masa, sandalye talebi arasında giderek sertleşirler. Sesler Cemaatler öfkeli, modernciler ise sabırsızlanıyordu.
Tam bu noktada Mutasarrıf Isparta Valisi Arap Mehmet Nurettin Paşa, odanın ortasında ağır adımlarla doğruldu. Gözlerini meclis üyelerinin üzerinde gezdirerek tok bir sesle konuştu: “Ne masa ne minder tek başına yeter. İdare hem düzenli olacak, hem de halkın gönlü hoş tutulacak.” Aileler ve eşraf: Hamamcızade, Miski Zade, Vanlı Zadeler, Süldürzadeler gibi köklü ailelerin davaları, temyiz mercii tarafından incelenmiş; bu ailelerin şehir içindeki nüfuzunu pekiştiren veya sınırlayan kararlar alınmıştır.
Emriyle odalara masa ve sandalyeler yerleştirildi; fakat yanlarına sedir, minderler de bırakıldı. Böylece bir yanda kalem, evrak dolaplarıyla modern büro düzeni, diğer yanda minder ve sedirlerle geleneksel oturma biçimi yan yana durdu. Isparta şehrinin evlerinde bu durum aylarca konuşulur. Isparta 1867’nin Eylül’ünde gerçekten çağ atlar. Ne eski düşünceden gelen insanlar ne de yeni düşünceli vatandaşlar darıltmadan gönülleri hoş tutulur.
Cemaatlerin sesi yavaş yavaş kesildi; modernciler memnuniyetle başlarını salladı. O gün, Isparta’da masa ile minder aynı odada buluşarak bir dönemin zihniyet çatışmasına sembolik bir barış getirilir.
Rum ve Ermeni cemaatlerinden üyelerin meclislere katılımıyla idareye çok sesli bir yapı kazandırılır. Kurumsallaşma adımları çerçevesinde her sabah vatandaşın taleplerini toplayan “Dilekçe Sandığı” uygulamasına geçilir, Tarihi Hacı Şaban Kahvesi’nde yapılan yıllık toplantılarla lonca (Esnaf odası) düzeni pekiştirilir. Sade halk, divan sedirlerinin dairelerden kaldırılması yerine masa sandalye ve evrak dolabı gibi batılı modernliğe geçilmesini ister.
Vali Paşa'nın sert tutumu ise hükümetin "Âmir ve Kahredici" olarak algılanmasına yol açsa da, 1867'de Isparta'da yaşanan bu masa- sandalye kavgası, Isparta şehir idaresinin çağa uygun, modernleşme yolundaki en sembolik, tarihi adımı olarak kayıtlara geçer.
Her ne kadar geleneksel düzen bir süre daha yan sedir ve minderlerle korunmuş olsa da, 1867’deki bu masa–sandalyeli dönüşüm, eski alışkanlıkların er geç yerini modernleşmeye bırakacağının en açık işareti olarak tarihe geçti. Araştırma: Bayram AYGÜN 2026:Isparta





