Bir tarafta vatanımızı emanet ettiğimiz Mehmetçiğimiz, O mehmetcik ki bizim gencimiz diğer tarafta küçücük yaşta yasa dışı işler yapan yine bizim gençlerimiz. Anlamakta çok zorlanıyorum.
Vatanımızı emanet ettiğimiz bizim Mehmetçiğimiz, tören düzenini bozma endişesiyle düşmemek için gücünü son damlasına kadar korumak için sabır gösteriyor, diğer taraftaki gencimiz ise düzeni bozmak için bebeklikten yetiştiriliyor. Bu nasıl bir çelişkidir.
Nerdeyiz, nereye gidiyoruz. Ne yapmaya çalışıyoruz, biz bu olgunun neresindeyiz. Tamamen allak bullak oldum, kelimenin tam anlamıyla.
Aklıma gelen tek şey doyumsuzluk oldu bunları görünce. Asker bir yere bağımlı, ve bağımlı olduğunun farkında ve kendisine verilen görevleri mutlaka yapıyor. Ve görevini yaptığı sürece karnı doyuyor, onure ediliyor ve saygı görüyor. Diğer tarafta kendini başıboş sanan biri ise daha fazlasına sahip olmak için çalmayı tercih ediyor. Biri yükselir gönülleri fethederken diğeri, yükseldiğini zannedip daha büyük bataklara sürükleniyor. Ve beraberindekileride sürüklüyor peşinden.
İnsanlar elindekilerin değerini bilseler ve şükretseler aslında ne kadar zengin olduklarını görecekler ama bunu görmek için gönül bağlılığı gerekmekte. Başı boş olduklarını düşünenler burada hata yapıyorlar işte. Kendi başlarına başarabileceklerini zannederek, bataklıktan kurtulamıyorlar. Oysaki her şeyin sahibinden isteseler ve sabır gösterseler ne kadar çok şeye sahip olacaklarının farkında değiller.
Yalnız şunu da unutmamak lazım. Sabır başa gelenlere kanaat edip beklemek değildir. Sabır mücadeledir.