24 Kasım öğretmenler günü Düzenlenen bir kompozisyon yarışmasında genç bir kız arkadaşları arasında öğretmenlerini en iyi anlatabilme kabiliyeti ile öne çıkıyor.
Medyada da yer alan kompozisyonunda, öğretmenlik mesleğinin, kutsallığını, sorumluluklarını, bir millet için, yeni nesiller için ne kadar da değerli olduğunu anlatıyor. Ve yine öğretmenlerini daha iyi anlatabilmek için Başöğretmenin Dünyanın her yerinde öğretmenler, toplumun en fedakâr ve saygıdeğer insanlarıdır sözü ile kompozisyonunu süslüyor. Yarışma gereği de öne çıkan bu evladımız bir ödül hak ediyor. Bir şeyler başarmanın özgüveni ile, başarısını öğretmenleri, arkadaşları ve ailesi ile paylaşmanın mutluluğu ile ve tabi onun küçücük yüreğinde ulaşılması zor makamlar olan büyükleri, yöneticileri, müdürlerinin takdirini bekleyen heyecanıyla kürsüye çıkıyor. Ve işte o anda olanları oluyor. Yaşadığı heyecan, özgüven ve mutluluk buruk bir acıya dönüşüyor.
---------------
Olay şu; kürsüye çıkan İmam Hatip Liseli Tevhide, Davet edildiği programda Garnizon Komutanı Hüseyin Çopurun indirin onu oradan sözleri ile ödülünü alamadan kürsüden indiriliyor. Gözyaşlarına boğulan ve dünyada yapılabilecek en büyük rencide yi yaşayan Tevhide yavaş yavaş kürsüden iniyor. Hak ettiği ödülünü almak bir yana hak edilmedik bir tavırla, hoşgörüsüzlükle, tahammülsüzlükle kürsüden indiriliyor. O da sadece protokolde oturan ve kendisine en yakın gördüğü, eğitimcilerin ilçedeki başı olan Milli Eğitim Müdürüne neden hocam? diyebiliyor.
Annesi akrabaları, birçok öğretmeninin yanında İmam Hatipli ve başörtülü olduğu için gururu ile oynanan Tevhideye orada davetli olmaktan başka hiçbir yetkisi olmayan Komutanın yaptığı bu muamele salondakilerce de hoş karşılanmıyor ve salon protesto eşliğinde boşaltılıyor.
Başörtülüler özgürce yaşıyor canım. Nerden çıkarıyosunuz bunları diyenlere sesleniyorum. İşte özgürlük dediğiniz düzen
Salonda o kızı kürsüden indiren Komutan ve oranın en yetkili ismi sıfatını taşıyan fakat bu duruma sesini çıkaramayan Kaymakam acaba insanlar çıktıktan sonra salonda oturmaya devam ettiler mi? Tevhide indikten sonra amaçlarına ulaşmış oldular neticede Gayet mutlu bir şekilde ikisi programa devam etmiş olsa gerek!!!
AYRIMCILIK DEĞİL DANİSKASI!!!
Evet değerli okurlarım, bu yapılana ayrımcılık değil, ötekileştirmenin DANİSKASI denir. Sayın Garnizon komutanına ( buradaki sayın tamamen makamına olan saygımdır.) sormak istiyorum; Acaba böyle bir çıkışı yapmak için ne kadar hayal kurdunuz? Kim bilir neler düşündünüz? Ama gördünüz ki açığına da kapalısına da tam özgürlük verilmesini istediğine sizin bir türlü inanmadığınız bu halk sizin değil; aşağıladığınız, başarısını gölgelemek istediğiniz, ötekileştirdiğiniz Tevhidenin yanında oldu. Yani birilerini ötekileştirmek isterken, siz ÖTEKİNİN DANİSKASI oldunuz.
Özetle Kahraman Türk Askeri sıfatını davetli olduğunuz salonda alnı ak bir şekilde temsil edemediniz.
Sayın Türk Silahlı Kuvvetleri yetkililerine sesleniyorum. Halkla barışık bir ordu profili çizilmek isteniyorsa, Namaz kılanları değil; insanları başkalaştırmak isteyen bu kişileri ordudan ihraç etmelisiniz. Zira bugün halkını takmayan yarın sizi tanımaz bile Bu millet, Kurtuluş Savaşını icra ederken, namaz kılan da vardı kılmayan da, ermeni de vardı kürt de laz da Çerkez de Ama ayrımcılık yoktu..
Onlar Birbirini inancından, yaşantısından dolayı günümüzdeki gibi başkalaştırmaya çalışsaydı, bugün kaçımız Türk evladı olurduk? Düşünmek gerek
Yazık, Günah, Ayıp,,,,
- - - - - - -