Osmanlı Padişahlığı döneminde Ahmet Cevdet Paşa adını taşıyan dört paşamız olduğunu hatırlatalım. Sözünü ettiğim Paşa Vali Ahmet Cevdet Paşa ise Isparta’mızda yaklaşın beş yıl Isparta’mızda görev yapmıştır. Aslen Ermeni kökenli olan Mutasarrıf Paşa Valimiz, gönül rızasıyla Müslümanlığı seçen Osmanlı vatandaşımızdır. (1878-1883)

Ispartali Pasa Valisi (3)

1879’lu yıllarda Isparta valisinin mutasarrıf makam odası, kimi zaman bir büro değil, adeta bir fal meclisi gibi işliyordu. Kahve fincanlarının dibinde gül yaprakları, halı desenlerinde yıldız haritaları, bakır taslarda gölgeler okunuyor; tüccarlar, esnaf, memurlar ve fakir aileler sırayla kapısını aşındırıyordu. Dahası, yalnızca makam odasında değil, akşamları valilik konutunda da fal seansları sürüyordu. Hatta kimi zaman komşu Osmanlı eyaletlerindeki ünlü falcıları, bağlı oldukları valilerden izin alarak Isparta’ya davet ederdi.

“HSK Özel Kalemiyim” Dedi, Her Yerde Ağırlandı! Isparta Detayı Dikkat Çekti
“HSK Özel Kalemiyim” Dedi, Her Yerde Ağırlandı! Isparta Detayı Dikkat Çekti
İçeriği Görüntüle

Osmanlı idaresinde bir vatandaşın başka bir eyalet şehrine gidebilmesi, üç aydan fazla kalabilmesi için kayıtlı olduğu şehrin valiliğinden izin alma zorunluluğu vardı. Bu nedenle yurttaşlar istedikleri şehirlere, köylere diledikleri gibi göç edemiyordu. Böylece göç yasağı sayesinde şehir nüfusları abartılı biçimde artmıyor, dengede tutuluyordu.

Ispartalı gül üreticileri rekolte için umut taşırken, gül yağı dış satımcısı Rum tüccarlar Mutasarrıf Vali’nin konutuna giderlerdi. Fincan dibinde yapraklar, Falcı Vali yahut misafir falcılarca okunur; sonuçlar kişilere bildirilirdi. Karşılığında elde edilen akçeler ise Isparta’nın gariban sokaklarında yaşayan yoksul ailelerin barındıkları yerlere ulaştırılırdı.

Isparta’nın gül üreticileri rekolte beklentisiyle, Rum tüccarlar ise dış satım kaygısıyla Mutasarrıf Vali’nin konutuna yönelirdi. Fincan dibinde gül yaprakları, halı desenlerinde yıldız haritaları okunur; falcı Vali yahut davet edilen misafir falcılar, ticaretin, bereketin sırlarını dile getirirdi. ‘Bu yıl bereketli olacak; Hint Sultanlığı, Birleşik Krallık veya Arap krallıkları gülyağı talep edecek, fakat pazarlıkla fiyatı düşürmeye çalışacak’ denirdi. Gülün bereketiyle falın sırrı birleşince, ticaretin kaderi Isparta’da yazılıyordu.

Ispartali Pasa Valisi (2)

Bazı dergâh şeyhleri, Kestaneli Sokak’ta — Dilmenler Rakı Fabrikası’nın arkasındaki İçkici Rum Gadina kadının içki hanesine giden dergâh hocaları veya talebeleri hakkında bilgi almak için — gece vakti çamurlu yollardan geçerek gaz fenerlerinin ışığında Mutasarrıfın konutuna varırlardı.

Keçeci Mahallesi’ndeki Secaventci Hafız Mehmet Efendi Okulu’nun Baş hocası Mehmet Efendi ile Germiyan Mahallesi’ndeki Miskizade Okulu’nun hendese ve mantık hocası, sakalsız Hasan Hoca da sık sık Mutasarrıfın misafir odasında fala baktırarak durumdan haberdar olmak isterlerdi. Bu fal seansları yalnızca ticaretin geleceğini değil, aynı zamanda toplumun ahlâkî düzenini de gözetleyen bir araç hâline gelmişti.

Dergâh şeyhleri ve hocalar, müritlerini gizli alışkanlıklarını öğrenmek, içki haneye gidenleri tespit etmek, cemaatin disiplinini sağlamak için Paşa’ nın kapısını aşındırıyordu. Böylece fal, halkın gözünde sadece kaderi değil, aynı zamanda toplumun ahlâkını da açığa çıkaran bir ‘denetim aynası’ olarak işlev görüyordu. Mutasarrıfın konutu, bir yandan mistik bir merkez, diğer yandan Osmanlı şehri olan Isparta görünmez gözetim noktası hâline gelmişti.

Bazen de sade Ispartalılar, çocuklarının felçten (nüzul) ne zaman kurtulacağını ya da 16 yaşına gelmiş oğullarının ne zaman namaza başlayacağını öğrenmek için Mutasarrıfın makamına başvururdu.

Ispartali Pasa Valisi (1)-1

Rum Serkiz (Sarıkız) oğlu İstefan Efendi sık sık valilik makamına gelir, fala baktırarak cevap arardı. Dahası, kızları bir Müslüman gence gönül vermiş olan Doğancı Mahallesi’ndeki Rum aileler ile Temel Mahallesi’nden Acem Ermeni’si babalar da geleceği öğrenmek için Mutasarrıfın konutuna giderek fal baktırır, kaderin sırlarını öğrenmeye çalışırlardı.

Temel (Kurtuluş) Mahallesi’nden delikanlılardan Esber oğlu (Esmar oğlu Kel Moni), Acem Ermeni’si Kelmon, sık sık Valilik makamına uğrardı. ‘Kızlar bana kel olduğum için gelir mi, kelliğim geçer mi, beni severler mi?’ diye sorar, kaderini öğrenmek isterdi. Gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarından bazı Ispartalılar da aynı şekilde valiliğin yolunu tutar, fala baktırarak geleceklerine dair haber almak isterlerdi.

Halı desenleri yıldız haritası gibi yorumlanır, “Isparta halıları Avrupa’ da rağbet görecek, Arap kralları kök boya ile dokunmuş halılara altınla, gümüşle ödeme yapacak” diye fısıldanırdı.

Afyon sakızı suya atılır, kabarcıklardan “Bu yıl iyi para edecek, İstanbul tüccarları sıraya girecek ama fiyatı yükseltenler arasında gizli saray adamları (Tüccar) var” sonucu çıkarılırdı.

Bakır tasın gölgeleri ise “II. Abdülhamid Han bu yıl Kırım’a sefer düzenlemeyecek, ama söylentisi yayılacak, tüccarlar zahire fiyatlarını artıracak” diye okunurdu.

Vali Paşa’nın falı yalnız ticaretle sınırlı değildi. Azerbaycan’da bulunan kızlarının nasibi bile fal konusu olurdu: “Biri Türk tüccarın oğluna gönül verecek, diğeri Ermeni halı tüccarının hanesine uğrayacak; nasipleri yalnız ticaretle değil, gül yağı ve halı pazarıyla da ölçülecek” diye anlatılırdı.

Ispartali Pasa Valisi (1)

Fal seansları aynı zamanda bir yardımlaşma düzeni gibiydi. Fakir aileler fal baktırmak için tavuk, yumurta, tarım ürünleri, (Gönen veya Kuleönü işi) dokuma kumaşlar ya da dikilmiş elbiseler getirirdi. Vali Paşa bunları kabul eder, fakat kendine saklamazdı.

Neticede, 1879’lu yılların Isparta’sında Mutasarrıf Ahmet Cevdet Paşa’nın makam odası yalnızca bir büro değil, halkın umutlarını, korkularını taşıyan gizemli bir sahneye dönüşmüştü. Resmî kimliğiyle devletin temsilcisi, halkın gözünde ise gaipten haber veren bir kâhin olarak anılır, bilinirdi bu yıllar.

Onun fal meclisleri, Osmanlı’nın katı göç yasaklarıyla dengede tutulan şehir nüfusuna farklı bir cazibe merkezi kazandırdı; Isparta, yalnızca ticaret ve gül diyarı değil, aynı zamanda kaderin sırlarını arayanların uğrak yeri hâline geldi. Böylece Paşa’nın beş yıllık görev süresi, şehrin tarihine hem idari hem de mistik bir iz bıraktı. Arştırm: Bayram AYGÜN-2026 Isparta

Kaynak: Haber Merkezi