Isparta’nın kalbi Kaymakkapı’ da bugün attığınız her adımın altında, 800 yıllık bir vatanlaşma hikâyesi yatar. 1204’te Selçuklu mührüyle başlayan serüven; Türkmen-Yörük obalarının yayla kokusuyla, Hisar (Hisar Mahl) surlarının taş duvarlarıyla; bir padişah torunu olan Kutlubey’ in ezan sesleriyle Isparta şehri kurulur..
Isparta'nın Kaymakkapı pazarı yüzyıllarca, sadece bir alışveriş yeri değil, aynı zamanda geçmişin sadece bir pazar yeri değil, konar-göçer bir kültürün 'şehirli' kimliğine büründüğü canlı bir hikâyesi. Tezgâhların bereketi, insanların çeşitliliği, Ahi Ağası' nın adaleti, Abdi Paşa Camii'nin ihtişamı, bu pazarı benzersiz bir deneyim haline getiriyor. Bu makalem, bu tarihi pazar yerinin atmosferini, insanlarını, onu çevreleyen yapıların güzelliğini kaleme aldım. Yazı kaynağım daha önce Isparta da yaşamış Rum Osmanlı vatandaşlarının torunlarının verdikleri bilgilerdir.

Isparta’nın kuruluşunda daha doğrusu Müslüman Türklerin eline geçmesinde Kaymakkapı’ daki Kaymak, Yoğurt, Peynir pazarının kültürü, Isparta’nın ilk Müslüman Valisi Kutlu Bey’in çabalarıyla Orta Asya’dan göçüp gelen Yörük Türkmenlerin Mücadelesini unutmayalım.
Isparta denince akla gelen ilk isimlerden biridir Kaymakkapı. Şehrin kalbi sayılan bu bölge, sadece bir coğrafi nokta değil; 1204 yılında Anadolu Selçukluları ile başlayan, 1360’ta Hamitoğulları ve nihayet 1426’ da Osmanlı idaresiyle perçinlenen köklü bir Türk-İslam mührüdür. 2016 yılında Atina-Nea Lonia’ daki Ispartalı Osmanlı Rumlarının torunlarından gelen "dede yadigârı" notlar da göstermektedir ki; bu topraklar her dönemde medeniyetlerin buluşma noktası olmuştur.
Türkmen-Yörük Obasından Ispartalı Şehir Kimliğine
1200’lü yıllarda Büyük İskender Rumlarının yerleşik olduğu bu topraklara, fetihlerle birlikte dalga dalga Yörük ve Türkmen obaları gelmeye başladı. Tüngüşlü, Eskiyürük, Honamlı, Melli, Sarıkeçili ve daha nice kadim oba; yılın altı ayını Isparta’da, diğer altı ayını ise Antalya, Anamas ve Aksu yaylalarında geçiriyordu. Zamanla bu konar-göçer kültür, yerleşik hayatın tohumlarını attı.
Kaymakkapı’ dan İğneci ve Kurtuluş mahallelerine kadar uzanan bahçelik alanlara evlerini inşa eden Yörükler, buraları "Hisar" dedikleri toprak yığınları, taş ve kerpiç surlarla çevrelediler. Bu surlar, obalar yaylaya çıktığında şehirdeki mülklerini koruyan birer güvenlik kalkanıydı. Yayladan dönenlerin getirdiği yoğurt, peynir ve o meşhur kaymakların satıldığı bereketli pazar, zamanla bu bölgeye ismini verdi: Isparta Kaymakkapı. Yörükler tekrar yaylaya çekildiğinde ise o kale (Hisar) kapısı hüzünlü bir sessizlikle kapanırdı. 1204’lü yıllar.

Abdi Paşa ve Hisar’ın (Isparta Kalesi) İhtişamı
Bugün bile Demirköprü’ den Çayboyu’ na, oradan Gülcü Mahallesi ve Kesikbaş mevkiine doğru yürüdüğünüzde, o derme çatma "Hisar" kalesinin toprak surlarının izlerini fark etmek mümkündür. Pazarın hemen gerisinde yükselen Abdi Paşa Camii ise minaresi ve iç açıcı görüntüsüyle bu tarihi dokuya dini bir derinlik katar.
Bir Dönüm Noktası: Kutlubey ve Ulu Camii
Isparta’nın bu dönüşüm sürecindeki en önemli isimlerden biri kuşkusuz Kutlubey’ dir. 1400’lü yıllarda Eğirdir’den Isparta’ya atanan Osmanlı Subaşı’ sı (Valisi) Kutlubey -ki kendisi Padişah Yıldırım Bayezid’in kızı Fatma Hatun’un oğludur- göreve gelir gelmez büyük bir değişime imza atmıştır. Üzerlerinde, toprağın bereketi, insan Ispartalı Yörük-Türkmenlerin emeğinin ürünü olan beyazın her tonu sergileniyor. Küpecekler, toprak kaplar, tahta kaşıklar... Her biri, geleneksel yöntemlerle üretilen kaymağın, yoğurdun, sütün ve peynirin hikâyesini anlatıyordu 1400’lü yıllar..
Bölgedeki İskender Rumlarına ait ibadet yerini, halkın gönül rızasıyla bugünkü Kutlubey (Ulu Cami) Camisi’ne dönüştürmüştür. Kutlubey, Sancak Isparta’sında ilk Cuma namazını kıldıran bir padişah yakını olarak tarihin altın sayfalarındaki yerini almıştır.1204’le 1400’lü yıllar Isparta’nın Türkleşmesi, Müslümanlaşması sağlanır.
Sonuç olarak Isparta Kaymakkapı, sadece bir alışveriş yeri değil; Yörük-Türkmen kültürünün şehirli kimliğine dönüştüğü ilk eşik, Isparta’nın bin yıllık vatanlaşma hikâyesinin en canlı şahididir diyorum ben Bayram AYGÜN olarak.2026-Isparta





